Darbeye karşı milyonlar yürüdü,Hürriyet görmedi!

Haziran 25, 2008

Sözde Cumhuriyet mitinglerini aylarca manşetlerinden düşürmeyen Hürriyet ve türevleri milyonlarca vatandaşımızın darbeye karşı yaptığı yürüşünü görmezden geldi. Her fırsatta kendisi gibi olmayanları yerden yere vuran,yaşaması için sürekli bir yerleri adres gösteren Hürriyet, demokrasi sevdalısı bu kadar vatandaşı hiçe saydı. Her zaman postalların gölgesinde haber yapan,sürekli darbe çığırtkanlığı yapan Hürriyet alışkanlıklarından yine vazgeçemedi ve cıvıl cıvıl görüntülere sahip olan bu yürüyüşü haber bile yapmadı.

Genci,yaşlısı,sağcısı,solcusu,dindarı,ateisti omuz omuza Genç Siviller ve diğer STK’ların önderliğinde darbeye karşı yetmiş milyon adım attı. Kendilerini tebrik ediyor ve eylemlerinin devamını bekliyoruz.


Travma sözüne takılanlara Vakit’ten yanıt!

Haziran 25, 2008

İşte ‘travma’nın belgeleri

“Devrimler travmaydı” sözlerini rejim meselesi yapan CHP ve malum çevrelere en güzel cevabı tarihçiler veriyor. Tarihçi Yazar Cezmi Yurtsever’in, cumhuriyet dönemine ilişkin araştırmaları devrimin nasıl bir travma olduğunu bütün çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.

Kendisine ait www.cezmiyurtsever.com isimli internet sitesinde, kuruluş yıllarında devrim adına çıkartılan kanunların ve düzenlemelerin nasıl bir travmaya neden olduğunu belgeleriyle ortaya koyan Tarihçi Yazar Cezmi Yurtsever, “Camilerin satıldığı bir dönem yaşandı Türkiye’de” başlığı altında ilk olarak cami ve mescitlerin akıbetini şöyle işliyor:

‘CAMİ KIYIMI’ FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

ATATÜRK’ÜN CENAZESİNDEN GÖRÜNTÜLERE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ

MASONLARLA İLGİLİ GENSORU VERDİ, KIYAMET KOPTU

MASONLAR ERGENEKON’UN NERESİNDE?

Travmanın mimarları Masonlar mı?

“Türkiye’de 1924 yılında çıkarılan Tevhidi Tedrisat Yasası ve onu izleyen 1935 tarihli Vakıf taşınmazlarını elden çıkarma yasa uygulamaları çerçevesinde 3 bini aşkın cami ve mescit satıldı, özelliğine son verildi. Cami ve mescit satma işlemi İstanbul, Bursa, Maraş, adana, Antep, Urfa ve Konya’da İslam/Osmanlı izlerini ortadan kaldırmak için yapıldı. İstanbul’daki Ayasofya camisinin de kapatılmasında aynı amaç vardır. Camilerin satılması olayının perde arkasında Türkiye’yi ‘Batılı-Laik devlet’ olarak şekillendirmek isteyen Masonik zihniyet mensupları vardı. Çünkü o dönemde Türkiye’nin yönetimi onların elinde idi.”

Resmi tarih fırıldakları bu gerçekleri açıklayabilir mi?

Sitede “Türkiye’nin yakın dönem tarihine 1935-50’li yıllar arası “camilerin satılması” konusu eklenebilir mi?” sorusuna ise şöyle bir cevap veriliyor: “Yakın dönem Türkiye tarihinde yıllar süren ‘Cami satma’, ‘Osmanlı’dan kalan arşivleri yakma ve yok etme’ devri ve olayları yaşanmıştı. Bunu kimler niçin yapmışlardı? ‘Türk milletinin tarihinden kültüründen inancından koparılmasını isteyenler’ olarak cevap verebiliriz. Osmanlı bu coğrafyada 600 yıla yakın süre hükmünü/varlığını sürdürdü. Ama Osmanlı en zayıf zamanında bile kendi temel inanç değeri olan camilerini satmamıştı. Ama Türkiye Devletini şekillendirenler bir şekilde Türk insanının kulaklarını çınlatan ezan seslerinin susması için camileri satmaya ve yıkmaya başladıkları bir dönemi yaşatmışlardı. Osmanlı çöktüğünde Türkiye devletine 5000 civarında cami ve mescit bırakmıştı, ama 1935 yılında başlayan ‘camilerin satışı, vakıf taşınmaz mallarını tasfiye etme, hazineye gelir sağlama’ çalışmaları sonucu 3 bini aşkın dini eser yok edilmişti! Resmi tarihin fırıldakları bu gerçekleri hiç açıklayabilirler mi!”

Atatürk’ün cenaze namazı

Travma bununla da bitmedi. Atatürk’ün ölümünde bile aynı acı tablonun yaşandığı yine tarihçilerin verdiği bilgiler ışığında ortaya çıkıyor. Travma öyle bir boyuta ulaştı ki, birileri Atatürk’ün cenaze namazının kılınmaması gerektiğine kadar vardırıyor durumu. Yurtsever’in sitesinde de konuyla ilgili şu ayrıntılar veriliyor: 

Makbule Hanım’ın ısrarı

“Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Hanım’ın tartışması sonucu cenaze namazının kılınması gündeme alındı. Atatürk’ün cenaze namazının kılınmaması gerektiği görüşlerini kumandan Cemil Cahit Toydemir, Fahrettin Altay’ın kulağına fısıldamıştı. Atatürk’ün cenaze namazı ‘kaçak-göçek’ bir şekilde kapalı kapılar ardında garip bir şekilde kıldırılmış oldu. Cenaze namazının kılındığını hiç kimsenin bilmemesi için fotoğraf ve film çekimine de yasak getirilmişti.”

Masonların parmağı

“Laik Cumhuriyetin inşasını görev bilen ‘masonlar’ Atatürk’ün cenaze namazının kılınmasından bile rahatsız idiler. Cenaze töreni boyunca eller duaya kalkmadı, ‘Allahuekber’ sesleri de duyulmadı.”

Ve hatıratlardaki gerçekler

Bir başka nokta ise şöyle: “Atatürk, 1938 yılı mart ayı içinde hastalığı kamuoyuna yansıdı. Aynı yılın mayıs ve izleyen aylarında onun tedavisi için çok sayıda yerli ve yabancı doktor tedavisi ile ilgilendi. Ağustos ayı içinde karın şişliğine çözüm bulmak için “SALİGRAN” adı verilen zehirli madde içeren cıvalı sülfür iğnesi/ilacı verildi. Karın şişmesinin kaynağı olan yerden kilolarca su alındı. Eylül ayı içinde de Atatürk vasiyetnamesini yazdırdı. Kasım ayı başlarında Atatürk, komaya girmişti. 9 Kasım günü gözlerini açtığında etrafına bakınarak sön sözlerinin ‘Aleykümüsselam’ olduğunu olaya tanıklık eden Kılıç Ali hatıralarında anlatıyor. ‘Allahın selamı üzerinize olsun’ anlamına gelen sözlerdi bunlar.”

10 Kasım’dan sonra ne oldu?

“Ve 10 Kasım 1938 günü sabah saat 9.05’te Atatürk’ün ölüm olayı gerçekleşti. Bundan sonra yaşananları resmi tarih hep saklamayı tercih etti. Atatürk öldüğünde Dolmabahçe’de ordu adına cenaze işlerinden görevli olarak Kurtuluş Savaşımızın ünlü Süvari Kolordusu Kumandanı Fahrettin Altay Paşa vardı. Cenazenin saray salonunda katafalka konması, meşalenin yanması ve askerin ihtiram duruşu gibi konular görev kabul edilerek titizlikle yerine getiriliyordu. Ve Atatürk’ün ölümünün üzerinden günler geçmeye başladı. 11 Kasım günü İsmet İnönü, acil bir askeri darbe yaparak Hükümeti ele geçirdi. Cumhurbaşkanı oldu. 18 Kasım günü gizli bir el Dolmabahçe Sarayındaki Atatürk heykelinin yerinden sökülerek bir hurdacıda parçalanması emrini verdi. Saraya yaklaşan kamyona yüklenen heykel hurdacı tarafından paramparça edildi. Ve ölümden sonra 19 Kasım 1938 günü Atatürk’ün cenaze namazı kılınmış oldu!”

Cenaze namazının kılınmasını kimler istemiyordu?

Cezmi Yurtsever, konuya ilişkin tespitlerinin son bölümünde, kendisine Atatürk’ün ölümü esnasında yaşananları anlatan Taylan Sorgun’un ‘İmparatorluk’tan Cumhuriyete’ isimli kitabından sayfalara da yer veriyor ve ‘Atatürk’ün cenaze namazının kılınmamasını kimler niçin istemiyordu bunu bilmek lazım’ uyarısını yineliyor.

Engin Kaşdaş-habervaktim.com


Bunu da gördük: Laik Salon

Haziran 25, 2008

‘Laik salon’

“Laiklik histerisi”ne tutulan CHP’liler, işi sonunda “bina laikliği”ne de vardırdılar. Çankaya Belediyesi, “betonarme karkas” bir bina olan Vedat Dalokay Nikâh Salonu’nu “laik salon” ilan etti!

Türkiye, “Devlet laik olabilir ama fert laik olur mu?” ya da “Laiklik uygulamaları ne kadar laik?” tartışmalarıyla vakit geçirirken, CHP bu kısır tartışmaları geride bırakarak, laiklik literatürene “laik bina” kavramını kazandırdı!

RESMÎ RAPOR ÖYLE DİYOR!

Çankaya Belediyesi’nin 2007 Yılı Faaliyet Raporu’nda CHP’li belediye yöneticilerinin akıl almaz buluşu olan kavram yer alıyor. Habervaktim’in elde ettiği raporun, “Evlendirme Memurluğumuzun Faaliyetleri” başlıklı bölümünde, Vedat Dalokay Nikah Salonu’na ilişkin bilgiler veriliyor. Raporda, şöyle deniliyor: “Nikâhlar, Vedat Dalokay Nikâh Sarayı’nda yapılmaktadır. Nikâh Sarayı, biri koltuklu, diğeri kokteyl salonu tarzında 350’şer kişilik iki salon, 1 tane VİP salonu, 1 tane Oda Nikâhı tarzında salon, 2 tane Gelin Odası olmak üzere oldukça nezih bir mekandır. “

LAİK VE NEZİH ORTAM

Nikâh salonunun başta Çankayalılar olmak üzere tüm Ankaralılara hizmet verdiği anlatılan resmî raporda, “Belediyemizin laik, demokrat ve çağdaş kimliğine uygun seçkin bir ortamda evlilik işlemleri gerçekleştirilmektedir” deniliyor.

(Murat Unay – habervaktim.com)


Yahudi coştu,kartel sustu!

Haziran 25, 2008

Atatürk Havalimanına gelen dini kıyafetli grup, kamuya açık alanda toplu halde ibadete başlayınca ortaya bu görüntüler çıktı.

yahudiGeçtiğimiz Çarşamba günü havalimanına gelen dini kıyafetli yaklaşık 60 yahudi saat 15.00 sularında Dış Hatlar Terminali 214-215 son çıkış kapısı önündeki kamuya açık alanda toplu halde ibadete başladı.

Uçağının kalkmasını bekleyen yüzlerce insanın önünde saf düzenine benzer bir pozisyon alarak zikir töreni düzenleyen grup şaşkın bakışlar arasında ibadetini dakikalarca sürdürdü.

Geneli Yahudilere has dini kıyafetlere bürünmüş grup sesli ve hareketli zikirde bulundu. Ses ve hareketlerden korkan bazı çocuklar çığlık çığlığa ağlarken tüm bunlara aldırış etmeyen gurup rahat tavırları ile dikkat çekti. Gruptan bazı kişilerin kippalı oldukları görülürken, salonun bir bölümü ibadet bitene kadar kullanılamadı. O sırada salonda bulunan bir grup umre yolcusu da olayı şaşkınlıkla izledi.

Bir gazetecinin olayı görüntülediğini fark eden gruptan bazı kişiler bu gazetecinin makinesini elinden almak isterken, emniyet kuvvetleri guruba hiçbir müdahalede bulunmadı. Grubun, olayı görüntüleyen gazeteciyi fotoğraflaması da dikkat çekti.

YA MÜSLÜMAN OLSALARDI

28 Şubat döneminde Müslüm Gündüz önderliğindeki Aczimendi gurubunun kamuya açık çeşitli yerlerde zikir yapması günlerce kartel medyası tarafından aylarca gündemde tutulmuş gurup hedef gösterilerek adeta linç edilmişti. Atatürk Havalimanında sürekli muhabir bulunduran kartel gazetelerinin, Yahudilerin zikir şovunu görmezden gelmesi anlamlı bulunurken, “ibadet edenler Müslümanlar olsaydı kartel gazeteleri kıyameti koparırdı” yorumlarına sebep oldu.

Vakit


Çıldırın,Çıldırın!

Haziran 25, 2008

tr Ay yıldızlı ekibimiz güm geçtikçe artırdığı başarılarla bizleri çıldırtmaya  devam ediyor.Ama bu başarılarla birlikte çıldıran başka birileri daha var. Kimden mi bahsediyoruz? Tabiki Doğan Grubu‘ndan. Futbolcuların tamamına yakınının maneviyatına düşkün olması,islama ılımlı olması, Fatih Terim’in ılımlı yaklaşması Aydın Doğan ve medyasını çıldırtıyor. Kendileri gibi düşünmeyenler,kendileri gibi yaşamayanlar Milli Takımımız olsa bile saldırmaktan çekinmiyorlar. Cuma namazı kılan futbolcular ne yapsa yaranamıyor,Fatih Hoca ne yapsa ‘İyi Hoca’ olamıyor. Ersun Yanal başarısızlık üstüne başarısızlık katarken sesini çıkarmayan Doğan Medya,Fatih Terim’i kazandığı maçlarda bile acımasızca eleştirmekten kendini geri alamadı.

Yıllarca Hakan Şükür’e saldıran bu siyonist medya ne yaparsa yapsın Hakan Şükür rekorların adamı,Türkiye’nin kralı oldu. Fatih Hoca Türkiyemizin göremeyeceği bir başarıyı, Uefa Kupası sevincini yaşattı. Bu siyonist medya saldırdıkça onlar iman gücüyle savaştı,başarılarına başarı kattı. Haydi Türkiyem, hem Avrupadaki rakiplerinle,hemde kendi içindeki rakiplerinle mücadele zamanı. Bitir Almanların işini! Bitir futbolu ve milli duyguları bile siyasallaştıran  Aydın Doğan karteli’nin işini! Başarılar Türkiyem!


Tekrar Sizlerleyiz

Haziran 18, 2008

Kısa bir aradan sonra gerçekleri göstermek için tekrar sizlerleyiz.Bu arada eski haberlerimizin tamamı için http://antihurriyet.blogcu.com adresini ziyaret edebilirsiniz.Bizi izlemeye ve izletmeye devam edin…