Hürriyet’in çıplak resimleri kaldırmasının GERÇEK nedeni!

Türkiye’nin en fazla hit alan internet sitelerinden Hürriyet.com.tr, açık kadın fotoğrafları kullanmama kararı aldı. Meğer bu ani kararın altında başka şeyler varmış.

Çünkü Hürriyet yönetimine sunulan son araştırma raporunda artık Hürriyet’in internet sitesinin filtreleme programlarına girmek üzere olduğu duyuruldu.

Yani Türkiye’nin en büyük gazetesinin internet sitesi çıplak kadın galerilerini yayınlamaya devam ederse, özellikle çocukların bilgisayarlarını koruyan filtreleme programları, koruma kalkanı içine Hürriyet.com.tr’yi de alacaktı.

Hatta bir firma bunu “üzülerek uygulayacağız” diyerek Hürriyet yöneticilerine rapor etti.

Bu uygulama ile evinde bilgisayarı olan bir çocuk, Hürriyet ne yazmış diye baktığında, filtre programlar yüzünden evinden gazetenin internet sitesine giremeyecekti. Bu tehlikeyi gören Hürriyet de hemen sitesini çıplak kadın fotoğrafları ve foto galerilerden arındırma kararı aldı.

Ve bir de Medyatava notu: Suudi Arabistan’da devlet, halkın açık sitelere girmesini engellemek için uzun süredir bazı sitelerin erişimini kesmiş durumda. Hürriyet ve Milliyet’in internet sitesi de 3 aydır Suudi yetkililerin ‘erişim yasağı’ getirdiği adresler arasında. Orada çalışan Türkler’in “Çıplak fotoğraflar yüzünden gazetelerimizi okuyamaz olduk” serzenişi de zaman zaman çeşitli forumlarda yer buluyor.

Moralhaber.Net

5 Yanıt to “Hürriyet’in çıplak resimleri kaldırmasının GERÇEK nedeni!”

  1. Osman DUMAN Diyor ki:

    Komik !!!

  2. necati Diyor ki:

    Herhalde,beyni olan biri bunu basdanda düsünebilir…
    Hürriyet adam olmaz…Sirlar Dünyasindan etkilenmiyor…
    Hürriyet durduk yerde neden böyle birsey yapsin?

  3. Mehmet Yilmaz Diyor ki:

    Mecbur kalmadikca neden vazgecsinler zaten. Birden imana mi gelecekler. Simdi de cok temiz sayilmaz hala yari ciplak resimler cikiyor resimlerin arasindan. Tamamen kadin somurusu yapiyorlar.

  4. Mehmet Buyukozer Diyor ki:

    Sitemde bu konuyla ilgili yazı yazmamın ertesi günü böyle bir karar açıklamaları, ‘Mehmet senden korktular’ diye yorumlara neden oldu :) Ama şakası bir yana ben de kararın bu şekilde yorumlanması komplo teorisi olarak görmüyorum. Gerçeklik payı çok yüksek.

  5. metin Diyor ki:

    Cenazede “hırsızdı” diyecek!
    Gazeteci Tanyel Yılmaz, medya baronu Aydın Doğan öldüğünde kendi kendine bir söz verdi. Cenazesine gidecek ve hoca “Hakkınızı helal ediyor musunuz?” diye sorduğunda “Haram olsun!” diye bağıracak…

    Tanyel Yılmaz’ı bu kadar kızdıran konuya gelince… Aslında bu yazı medyanın içler acısı halini gösteriyor. O yüzden tamamını yayınlıyoruz ve okumanızı öneriyoruz;

    HARAM OLSUN!
    Bu yazı, MHA Genel Müdürü iken sendikaya üye olan arkadaşlarını satmayarak onurlu bir davranış gösteren Ramazan Kurnaz arkadaşımızın maruz kaldığı haksız uygulama üzerine kaleme alınmıştır. Bizzat devlet, bugün engel olması gereken çalışma yasası ihlallaerini kendisi yaşama geçirmektedir. Suçu engellemesei gereken suç işlerse orada ne adalet olur ne düzen ne de devlet kalır…

    Bu arada benzeri durumlar yüzünden hakkı gaspedilen gazeteciler, nasıl olsa sizin hakkınızı gaspeden şerefsizler bir gün ölecekler. Son yolculuklarında dikilin imamın karşısına ve o “nasıl bilirdiniz?” diye sorduğunda “HIRSIZDI” diye haykırın… O “Hakkınızı helal ediyor musunuz?” diye sorduğunda “HARAM OLSUN” diye haykırın… Gelelim yazımıza…

    Adam medya patronu, yasalar filan umuruda bile değil… Çalışanların hakları mı? O da ne ki? Gazeteciler basın iş yasası’na göre mi çalıştırılmalı? Valla biz sigorta bile yapmıyoruz, varsa babayiğit gelsin denetlesin… Tazminat mı? hesaplayın SSK bordrosundaki para üzerinden… Vicdan mı? Hadi canım sen de, aldıkları maaşlara saysınlar… Yasalar günlük yüzde 5 gecikme mi diyor? Hadi canım, o iş çoktan Yargıtay’dan bağlandı. Adamların çoluğu çocuğu Doğan Grubu’nda Genel Müdür filan…

    Yukarıdaki yazılanlar Türk medyasının bir gerçeği…

    Türkiye’de gazeteciler sendika üyesi olamaz… Olanı işten atarlar…
    Türkiye’de gazeteciler yasal haklarına saygı gösterilerek çalışıyorlarsa mucizedir. Çoğunun ne sigortası vardır ne de Basın İş Kanunu’na göre çalıştırılır…

    Maaşlarını ay başında peşin alması gereken basın emekçileri, maaşlarını bırakın aysonunda almayı, Cem Uzan’ın medya grubunda ertesi ayın sonuna doğru alırlardı. Onların alın teri repolarda yatardı…

    Türkiye’de gazetecilerin gerçekte aldıkları maaş bordrolarında gösterilmez. Bilirkişi mafyasının da artık işin içinde olup onayladığı mekanizmaya göre gazeteci maaşları yoksulluk sınırının da altındadır… Oysa gerçekte alınan maaşlar mesela 10 katı-20 katına kadar çıkabilmektedir…

    Devlete bu maaşların karşılığında ödenmesi gereken vergiler de sigorta primleri de ödenmez… Ne yazık ki bu işten gazeteciler de sorumludur…

    Basın İş Kanunu’na göre, gazetecilere zamanında yapılmayan bazı ödemeler karşılığında, günlük yüzde 5 gecikme cezası uygulanır. Cezanın amacı caydırıcı olması ve basın partonlarının çalışanların haklarına saygı göstermesini sağlamaktır. Ancak ne yazık ki Türkiye’de mahkemeler hırsızları serbest bırakmaktadırlar. Aydın Doğan’ın başını çektiği ve bugün artık medyada olmayan Dinç Bilgin, Cem Uzan gibilerinin de yaşama geçirdiği bu rezillik yüzünden gazetecilerin yasal olarak teeslim edilmesi gereken haklarına el konulmuş ve bu paralarla özelleştirmelerden, şundan bundan servetlere servet katılmıştır. Servet düşmanı nasıl mı olunur? İşte böyle…

    Türk mahkemeleri, eğer “adalet yüce” bir kavram ise adaleti yerine getirmeli ve yasaların öngördüğü ceza faizlerini uygulamalıdır. Bakın o zaman bir daha çalışanların haklarına kimse göz dikebilecek mi?

    Ama hayır, bunu sağlaması gereken devlet, şimdi bizzat TMSF eliyle, engellemesi gereken yasalara aykırı durumları kendisi uyguluyor… Korkarım Türkiye’de devlet kendi ipini çekiyor…

Yorum Yapın